Şimdi diyeceksiniz ki,bir sızlanış öyküsü ama hayır elbette.
Tangoları dinliyorum şu anda.Bu akşam müzikli bir kafedeydim,şarkıları,türküleri dinleyince ve gençleri görünce kendi gençlik yıllarım aklıma geldi.
Şimdiki gençlerin,müzik seçimi de tuhaf,sevdaya bakışları da.
Hani,bizim zamanımızda;'Sigaranın dumanına saklasam seni'diyen sevdalar yaşanırdı özlemle dile getirilen ama şimdiki gençler,'Seni Dın Dın Yaparım'diye,sevdiğini ne yapacağını bir türlü anlamadığımız şarkıları dinliyor.
Dın Dın yapmak ne demek acaba?
Hani acaba,seni umursamam ,el aleme rezil ederim falan mı diyor?
Ben bu dili anlamıyorum inanın.
Aşkları da rezil ediyorlar artık.
Oysa ne güzeldir 'Fikrimin İnce Gülü'diyebilmek bir insana,ya da;'Elbet bir gün buluşacağız,bu böyle yarım kalmayacak'diye başlayan sözler.
Günümüzdeki bayağılık,basitlik,saygısızlık,sevgisizlik almış başını giderken kaliteli şarkıların yerinde yeller esmesinden kaynaklanıyor olabilir mi?
Hani,şarkılar ruhumuza dokunan,bizi o anda bizden alan,duygularımızı yönlendiren unsur değil mi?
Sevmiyorum yeni şarkıların çoğunu.
Zarfın içine kokulu notların konduğu aşkların zarafeti var mı günümüzde?
Sabah aşık ol,akşam unut,üç gün sonra 'Hadi bana eyvallah,sen yoluna,ben yoluma'de.
Tamam,anladım!
Ben dinozorum ama şimdiki gençleri görüyorum da;hep bu şarkıların suçu.

Ne diyor Şecaattin Tanyerli tangoda;'Papatya gibisin beyaz ve ince'
İsterse karşısındaki incecik olmasın ama gözün gördüğü güzel görünen değil midir?
Leyla'yı gören, Mecnun'daki aşkı anlayabilir mi?
Sözün özü:Bu akşam,şarkılar güzeldi ama ben en çok 'Kimseyi görmedim ben,senden daha güzel'diyen Duman şarkılarını sevdim.
Dın Dın yapmayın, iyi şarkı dinleyin lütfen.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder